Ayrımcılık, nefret söylemi/suçu ve ırkçılık üzerine iki gün süren atölye çalışmamız tamamlandı

Derneğimiz tarafından yürütülmekte olan ‘Azınlık Vatandaşları-Eşit Vatandaşlar’ başlıklı Avrupa Birliği Projesi çerçevesinde, 12-13 Temmuz tarihlerinde "Ayrımcılık, nefret söylemi ve ırkçılık: Analiz, örnekler, uluslararası boyutları ve takip etme" konulu bir atölye çalışması düzenlendi.
RUMVADER binasında düzenlenen iki günlük seminerde 2012'den beri BM'ye bağlı Irkçı Şiddet İzleme Ağında görev alan Yunanistan İnsan Hakları Derneği'nden Eleni Takou ve Garifalia Anastasopoulou eğitmenlik yaptı.
Seminerin ilk gününde ağırlıklı olarak terminoloji ve ayrımcılığın türlü şekilleri (nefret suçları, nefret söylemi, direkt ve dolaylı ayrımcılık, kurumsal ayrımcılık vb) üzerinde duruldu.
Türkiye'de yaşanan nefret söylemi üzerinden örnekler de verilen seminerde eğitmenler aslında bu tarz suçlar içeren olaylarda hedefin bireyin dışında onun temsil ettiği değer ve topluluğa karşı işlendiğinin altını çizdi. İleriki safhada katılımcılar iki ayrı gruba bölünerek eğitmenlerin verdiği ayrımcılıkla ilgili çeşitli vakalar üzerinde incelemeler yaparlarken grup çalışmasının ardından Rum toplumu ve diğer azınlıkların maruz kaldığı ayrımcılık ve bu konuda ne yapılıp ne yapılmaması gerektiği yönünde faydalı bir fikir alışverişinde bulunuldu.
Atölyenin ikinci gününde kamuoyu ve kamusal alan kavramlarının yanısıra iktidar ile halk arasındaki iletişimi sağlayan medya kavramı üzerinde duruldu. Modern dünyada kullanılan iletişim araçları sayesinde sıradan vatandaşların geleneksel alıcı konumlarından nasıl birer verici duruma geçtikleri, bu yolla kamuoyu ve kamusal alanın yapısının nasıl değişime uğradığı, bu değişim sonucunda ise iletişim araçlarının doğru kullanımıyla kollektif bri düşüncenin/bir toplumun mesajını daha geniş kitlelere ulaştırabilme yeteneğinin geliştiği konuşuldu. Youtube üzerinden yürütülen spotlar ve kamuoyu vicdanını hareket geçrimeye yönelik kampanyalar bu değişime örnek gösterildi.
Sonrasında katılımcılardan iki gün boyunca tartışmaya açılan ayrımcılık vakaları üzerinden bir kampanya oluşturmaları istendi. Verilmek istenen mesaj, aynı sorunları yaşayan diğer topluluklarla işbirliği içierisinde olabidiğince hesaplı ve zeki stratejilere dayanması, kampanyanın başarısına etki eden unsurlar olarak gösterildi. İkinci günün sonunda katılımcılar azınlıkta kalan bir düşüncenin ifadesinde mesajı hedef kitleye ulaştırabilmek için bir bütünlük oluşturarak o şekilde davranmamız gerektiği üzerinde ortak kanıya vardı.
İki günlük atölye çalışmasının ardından katılımcılar yeni görüş ve bilgiler edinirken dışa doğru açık olmak, toplumdaki fırsat eşitliliği kavramı, kamu kurum ve kuruluşlarında eşit işe alım şartları, azınlık grupların dış siyaset kriz dönemlerinde hedef gösterilmesi, oluşturulan önyargılar ve azınlıkların varlığını topluma benimsetemeyen eğitim sistemi gibi konular üzerine tartışılarak kendilerini ifade etme olanağı buldular.
Derneğimizin konuyla ilintili atölye çalışmaları Eylül ayından itibaren kaldığı yerden devam edecek olup, değerli üyelerimiz e-mail ve internet sayfamızdaki duyurular yoluyla haberdar edilecektir.