Diyaloğu Geliştirmek Zorundayız
Değerli Katılımcılar,
Dear Mr. Gabriel Munuear Vinals,
‘’Geçmişte oluşan mesafeleri aşmak, birlikte ortak bir gelecek inşa etmek’’ başlıklı AB destekli projemizin kapanış sempozyumuna hoş geldiniz.
Öncelikle bugün ebediyete yolcu ettiğimiz usta fotoğrafçı Ara Güler’i anarak başlamak istiyorum. Ara Güler bir derviş gibi bu ülkenin insanını ve kültürünü
önce bizlere sonra da yabancılara tanıttı. Projemizin Yanyana sloganına uygun bir hayat öyküsüyle, önemli izler bırakarak aramızdan ayrıldı. Başımız sağolsun,
toprağı bol olsun. Ocak 2017 den itibaren 9 kişilik danışma kurulumuz, üç kişilik profesyonel kadromuzla ‘’Yanyana ortak bir gelecek‘’ projesi için yola koyulduk.
Bu yolculukta güzel insanlarla karşılaştık, çalıştık, konuştuk, dans ettik, gerildik, sevindik ve de en önemlisi aynı sofrayı paylaştık.
Tüm bunları hep gençlerimizin varlığı ve katkısıyla yaptık.
İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Samsun, Gaziantep, Mardin - Midyat, Kayseri, Samsun, Gökçeada, Antakya’yı dolaştık. Belgesel film çektik,
kamu spotları oluşturduk, üniversitede konuştuk, sosyal tesislerde üniversite gençleriyle buluştuk,
atölyeler uyguladık, sergiler düzenledik, açık bir toplumun gereği sosyal medya da herkesle temas etmeye gayret ettik.
Peki neden tüm bunlara ihtiyaç duyduk ve neden bu kadar ilgi ve yakınlık gördük? Ana sebepler, hala mesafelerin var olması,
hafızalardaki tozlu bilgilerin vicdanımızı yönlendirmesi, yanlış ve yanıltıcı bilgilerin önyargılarımızı oluşturması nedeniyle empati kurmamızı engellemesi,
küresel dünya standartlarında yaşıyor olduğumuzu zannederken yöresel anlayışın bizlerde yarattığı kimlik endişeleri, tabii ki bunların temelinde eğitimdeki boşluklar
ve siyasetin yönlendirdiği konjonktür etkilidir.
Bunları aşmanın tek çaresi sivil toplum kuruluşlarının aktif, kararlı, bilinçli
ve demokratik bir şekilde çok sesliliği çıkarak yeni alanlar yaratabilecek girişimlerde bulunmalarıdır.
Rumvader olarak eş başvuranımız Boyacıköy Ermeni Kilisesi Vakfıyla birlikte ülkemizin ortak tarihiyle bugün arasında oluşan mesafeleri aşmak üzere bu projeyi geliştirdik.
Avrupa Birliği destekli projemizin değerli ortakları;
Türkiye Yahudi toplumunu temsilen Şalom Gazetesi, İstanbul Süryani Kadim Vakfı, Antakya Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı, İmroz Eğitim ve Kültür Derneği,
Malatyalı Ermeniler Derneği ve Kültürel Mirası Koruma Derneğidir.
Temel amacımız « azınlık » diye tanımlanan toplumlarımızın tarihi, kültürü ve bugünkü ilişkileri açısından bilgi eksikliğini azaltmak ve diyaloğu güçlendirmektir.
Öncelikli hedef grubumuz üniversite gençleri, akademisyenler, farklı dinlere mensup toplumların temsilcileri oldu.
İlk faaliyetimizi Heybeliada Aya Triada Manastırında 4 günlük bir kampla başlattık.
Bu kampta projemize katılımlarıyla destek verecek, atölyelere katılacak bizlerle seyahat edecek 17 gencimize proje ve deneyimsel eğitim konularında bilgi edinmeleri sağlandı.
Farklı şehirlerde “Tanışma” atölyemiz uygulandı ve bu etkinliklere 300 kişi, sözlü tarih formatında uzun metrajlı belgesel film gösterimlerine 800’e yakın kişi katıldı.
Sosyal medyada kültürel çeşitliliğe yönelik farkındalığı pekiştirecek sosyal medya deneyimiz şimdilik 45.000 kişi izledi.
İstanbul’da yaşayan yabancı uyruklu Yunanlı ve Ermeniler için etkinlikler düzenlendi, projemiz anlatıldı, katılımları sağlandı.
Proje boyunca 30 STK, 3 üniversite ve onlarca gönüllü ile işbirliği yapıldı.
Toplumları ayrıştıran ve ötekileştiren anlayışların üstesinden gelmek istiyorsak, diyaloğu geliştirmek zorundayız,
sorunların çözümüne yetmezse de sürdürülen bir diyalog empatiyi artırır, çözümü kolaylaştırır. İtiraf etmeliyim ki projemizin hedeflerini küçültmek zorunda kaldık.
Zira üniversitelerle ortak bir platformda bu projeyi geliştirebileceğimiz hedefinden ayrıldık ve sınırlı gruplarla da olsa projemizin özüne sadık kalabildik.
Son iki yılın zor ve sıkıntılı sürecinde, bu projemizde ısrar etmemizin temel amacı ülkemizdeki diyaloğu güçlendirmek,
doğrudan temas etmek ve gençlerin ortak değerlerle geleceklerini inşa etmelerine olanak sağlamaktır. Bizler sonuçtan mutluyuz:
Yanyana da olduk cancana da. Hiçbir şehirde faaliyetlerimizde bir sıkıntı yaşamadık, bir endişe veya kuşku duymadık.
Bizlere inanan kurum ve gençlerimize, katılımlarıyla fikirlerimizi zenginleştiren gönüllü dostlarımıza şükranlarımı ifade ederim.
Değerli Danışma Kurulu üyelerimize gösterdikleri anlayış ve işbirliği için canı gönülden teşekkür ederim. Sponsorlarımıza,
bugünkü değerli konuşmacılara, hocalarımıza, etkinlikler için imkanlarını paylaşan kurumlara teşekkür ederiz.
Mustafa Erdoğan ve Volkan Müderrisoğlu’na, yönetmenler Enis Rıza, Mesut Tufan ve Sercan Tekin’e de teşekkür borçluyuz.
Bu projenin melekleri Danayi Palakoğlu, Stella Karahristianidou ve Sevan Ataoğlu’nu ne kadar övsek azdır. Bu projenin başarısı onlara aittir.
Ve tabii ki Avrupa Birliği Delegasyonuna bizlere bu imkanı sağladığı,
toplumların daha demokratik ve kendilerini daha rahat ifade etmeleri için verdikleri olağanüstü desteğe sonsuz teşekkürler ederiz.
* Proje yönetimiz Laki Vingas’ın final sempozyumu açılış konuşması