KONDA "Sosyal Medya ve Azınlıklar" araştırmasının sonuçlarını açıkladı

Galata Rum İlkokulu'nda gerçekleşen basın toplantısında "Sosyal Medya ve Azınlıklar" projesinin KONDA ile yürüttüğü araştırma sonuçları açıklandı.
Cemaat Vakıfları eski Temsilcisi Laki Vingas'ın toplantı açılışını yaparak, bu araştırmanın sonuçlanması ile projenin ilk yarısının tamamlandığını söyledi. "Sosyal Medya ve Azınlıklar" projesinin temel olarak, azınlıkların sosyal medya kullanımını, sosyal medyanın azınlıkların toplumla ilişkilenmede rolünü ve ifade özgürlüğü ve nefret söylemi açısından karşılaşılan engeller olup olmadığını araştırdığını ve bu doğrultuda, AB standartları da göze alınarak, önerilerde bulunmayı hedeflediğini aktardı. Vingas, dün Kadıköy'de Panayia Rum Kilisesi'ne yapılan saldırıyı da kınadı.
Proje fikrini geliştirenlerden avukat Rita Ender dün yaşanan saldırıdan söze başlayarak, sosyal medyanın önemini ifade eden bir olay olduğunu belirtti. Saldırı anının sokakta bulunanların telefonlarına kaydetmeleriyle duyulduğunu söyleyen Ender, bu olay bile "Sosyal Medya ve Azınlıklar" projesinin iyi bir çıkış noktası olduğunu gösteriyor dedi. Ender, sekiz ayı dolan projenin temel faaliyetlerini sunumunda anlattı.
Bekir Ağırdır öncelikle birarada yaşama kültürünün geliştirilmesini KONDA olarak önemsedikleri için "Sosyal Medya ve Azınlıklar" gibi projeleri canı gönülden desteklediklerini belirtti. Demografik verilerin Türkiye'de eksik olduğunu ifade eden Ağırdır, farklılıkların açığa çıkması için de bu verilerin toplanmasının önemli olduğunu söyledi. Türkiye'de azınlıkların sayısının dahi bilinmediğini ekledi. Bu açıdan, yapılan anketin sadece sosyal medya değil demografi üzerine de veri sunduğunu açıkladı. Yönteme değinen Ağırdır, azınlıkların geneline dair tahmini bir sayı bilindiği için, diğer araştırmalara göre bu anket çalışmasında temsili tutturmanın zor olduğunu ifade etti. 746 kişi ile (cemaatler dışına) kapalı olarak, online olarak ve okul, ibadethane ve çeşitli toplantılar aracılığıyla gerçekleştirilen anket sonuçlarına göre, cinsiyet ve yaş dengesi Türkiye ile uyumlu çıktı. Ağırdır, eğitim seviyesinin Türkiye geneline göre yüksek olduğunu, katılımcıların %93'ü İstanbul'dan ve çalışma durumlarına bakıldığında azınlıkların sadece %1.7'sinin devlet dairelerinde çalışıyor olduğunu açıkladı. Ağırdır, tüm bu sonuçlar gerçekliği yansıtıyor diye ekledi. Ankete katılımda cemaatlerin kendi içlerinde oranları Türkiye dağılımı ile farklılık içeriyor, bu da cemaatlerin kendi iç örgütlülükleri ve ankete erişim ile ilgili bir durumu yansıtıyor dedi. Azınlıkların, dinle ilişkileri ve modernlik geleneksel dindarlık skalası içerisinden toplum geneline göre daha skalanın modern başlığına yakın olduğunu belirten Ağırdır, "kültür"ün kendini ifade etmede öne çıktığını söyledi. Ankete katılanların %51'inin göç ile ilgili soruya 100 yıldır burada yaşıyoruz cevabı verdiğini belirten Ağırdır, göç eden kesimin %50'sinin İstanbul'a diğer şehirlerden göç ettiğini ifade etti.
Sosyal medya sorularında en dikkat çekici cevaplar, ifade özgürlüğü ve nefret söylemi üzerine oldu. Sonuçlara göre, azınlıkların %41'i sosyal medyada kendini ifade ederken tedirgin olduğunu ancak %19'unun kendini özgürce ifade ediyor. Ağırdır, Türkiye'de farklı kimliklerden topluluklara kimliğini yaşamanın önündeki engeller neler diye sorulduğunda Kürtlerin yasal düzenlemeler derken farklı inançlardan azınlıkların toplumsal baskılar dediğini ve bu anket sonuçlarının da bu bilgiyi doğruladığını söyledi. Ağırdır yüz yüze gelinmediği halde sosyal medyada üçte birinin açıktan ayrımcılığa uğradığını dile getirdi, ayrıca, eğitim seviyesi yüksek bu grupta sosyal medyadaki haklar %60 oranında bilinmiyor ve %80'i hukuki yaptırıma ihtiyaç var diyor.
Bekir Ağırdır, anket sonuçlarından birarada yaşamak için temas etmenin gerekliliğinin çıktığını söyledi. Göç, iş yerinde birlikte çalışmak, aynı apartmanda yaşamak, toplantılarda karşılaşmak gibi vesilelerle "yaban" olmaktan çıkılmalı, farklılıklar öcü olarak kodlanmamalı dedi. Ağırdır, önce eğitim sonra hukuk sisteminin demokratikleşmesi gerektiğini, maharetin daha temas başlarken önyargıyı kaldırmak olduğunu belirtti.
Son olarak söz alan Bilgi Üniversitesi'nden Ulaş Karan, gün geçtikçe sosyal medyanın yaptırım ve düzenleme bekleyen bir alana dönüştüğünü, kasımda proje kapsamında yapılacak uluslararası konferansta özel olarak ifade özgürlüğü ve azınlıklar konusuna eğileceklerini ifade etti. Karan, konferansın Avrupa Birliği'nden katılımcılar ile farklı ülke deneyimlerinin karşılaştırmak üzere ve sosyal medyada hukuksal çerçeve ve azınlık cemaatlerinin varlıkları tartışması için bir fırsat olacağını söyledi.
Raporun tamamına 17 Haziran'dan itibaren www.sosyalmedyaveazinliklar.com sitesinden ulaşabilirsiniz.
Daha fazla bilgi için: sosyalmedyaveazinliklar@gmail.com
C.B
Fotoğraflar: Stelios Giansakidis