SOSYAL MEDYA VE AZINLIKLAR projesi-Atölye

ATÖLYE 5: “Gökçeada, Sosyal Medya ve İmbroslular”
“Sosyal medya ve azınlıklar” projesinin 5. Atölyesi 11 Ekim’de Gökçeada’da gerçekleşti. 28 Eylül’de eğitim ve öğretime başlayan Tepeköy Gökçeada Özel Rum Ortaokulu ve Lisesi’nde yapılan etkinliğe 50 kişi katıldı.
İmroz Eğitim ve Kültür Derneği’nin desteği ile gerçekleşen atölyede açılışı Yeniköy Panayia Rum Ortodoks Kilisesi ve Mektebi Vakfı Başkanı Laki Vingas yaptı. 50 yıl sonra Gökçeada’da tekrar açılan Rum Okulu’nun önemine değinen Vingas, “Sosyal medya ve azınlıklar” projesinin faaliyetlerinden söz ederek özel olarak ada ve genel olarak da Türkiye toplumu içerisinde farklı kesimlerin diyaloğunu geliştirmek için sosyal medyanın yerini vurguladı.
Atölye, iletişim danışmanı Doret Habib’in sunumu ile devam etti. Habib sunumunda, sosyal medyanın kendini ifade etmek açısından önemine değinirken, adada okulun hayata geçmesinin bu yolda bir adım olduğunu söyledi. Sosyal medya ile, önce Gökçeada’ya, sonra Rum cemaatine, sonra da toplumun geneline mesajlar iletmenin mümkün olduğunu, pozitif bir ifade ile tüm tartışmaların ciddiye alınarak cevaplanması gerektiğini anlattı. Bu iletişim çalışmasının birkaç kademeli olduğunu belirten Habib, elde edilen başarılar, kat edilen adımlar ifade edilmeli, dedi. Geleneksel medyanın bu açıdan tek seferlik bir olanak sunduğunu, sosyal medyada ise “yayınla” dedikten sonra esas olarak iletişimin ve faaliyetin başladığını söyledi.
Habib’in ardından gazeteci Atilla Güner sunum yaptı. Türkiye tarihindeki çeşitli olaylar ve haber örnekleri ile neyin ne şekillerde yansıtılabileceğini ve dolayısıyla algının önemini vurgulayan Güner, bazen algının içeriğin önüne geçtiğini belirtti. “Siz bir içerik üretiyorsunuz ancak onu alan kendince bambaşka şekilde kullanabiliyor” diyen Güner, nefret söyleminin de buradan temel aldığını söyledi. Güner, bu sebeple, içerik üretirken, mesajları planlarken bu gözle tekrar bakmalı, dedi. Tepeköy Rum Okulu’nun açılışını tebrik eden Güner, bu vesileyle eğitimin ve birlikteliğin hayatın içersinde devam etmesi gerekliliğini vurguladı.
Projenin bir sonraki atölyesi 24 Ekim’de Hrant Dink Vakfı’nda yapılacak.